Mültecilere yönelik artan şiddet olaylarına ilişkin basın açıklaması

Türkiye Mültecilere Yardım Toplulukları Derneği (TMK)

Kamuoyunun dikkatine!

Dünyada ve ülkemizde uluslararası koruma sistemi içinde güvenlikleri sağlanmakta olan farklı milletlere mensup mültecilere karşı fiziksel saldırılar giderek artmaktadır.

İletişimde olduğumuz mülteci / sığınmacı topluluklar arasında, son üç gün içinde Afganistan vatandaşı bir sığınmacı Kayseri ilinde uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybetti; Ankara’da yaşayan Afgan sığınmacı bir aile semt pazarının ortasında kalabalık bir grubun çirkin saldırısına maruz kaldı. Daha eskiye gidilecek olursa 2023’te Karabük'te katledilen Gabonlu Dina'nın ölümü hala aydınlatılmadı. Kilis’te kaybolan 9 yaşındaki Suriyeli kız çocuğu, evinin yakınında ölü bulundu (2023, Anadolu Ajansı). Mülteci karşıtı eylemlerin gerçekleştiği, mültecilere karşı yapılan hak ihlallerinin cezasız kaldığı, İzmir Güzelbahçe’de Suriyeli üç mülteci işçinin yakılarak öldürüldüğü (2021, Medyascope), İstanbul Esenyurt’ta iki Suriyeli mültecinin silahlı saldırıya uğradığı (2019, Evrensel), Yalova'da mülteci trans kadın ve sevgilisine kalabalık bir grubun sokak ortasında saldırdığı (2018, Gazete Duvar) geçmişte haberlere yansıdı.

Her gün mülteci ve göçmenlere karşı yeni bir saldırı haberi alıyoruz; göçmen / mülteci kadın cinayeti davalarını takip ediyoruz; geri gönderme merkezlerindeki olumsuz koşullarla ilgili haberleri görüyoruz. Biz, kurulduğu 2016 yılından bu yana mülteciler ve ev sahibi topluluklar için daha iyi politika ve programları savunmak amacıyla çalışan ve 27 sivil toplum kuruluşundan oluşan Türkiye Mültecilere Yardım Toplulukları Derneği’nin (TMK) aşağıda ismi yazan üyeleri olarak mültecilere yönelik yükselen nefret ve şiddet ortamından ciddi endişe duymaktayız. Bizzat saldırıyı gerçekleştirenlerle buna zemin hazırlayan, mülteci ve göçmenleri ötekileştiren ve tehdit unsuru olarak göstermeye çalışan siyasi söylemleri, medya yayınlarını, kamu yöneticilerini kınıyoruz. Haber dilinde kullanılan yanlış bilgilerin, politik amaçla çoğu zaman doğru veri ve analizleri göz ardı ederek yapılan ayrımcı söylemlerin nefrete dönüşmeye zemin hazırladığının bilincinde olunmalıdır. Bu söylemler ve birbirini tetikleyen nefret suçları her geçen gün toplumsal barışı ve huzuru ve kişilerin güvenliğini daha fazla tehdit etmektedir. Son bir yılda ülkemizde artan ayrımcı söylem iklimine karşı tüm mülteci ve göçmen gruplarını kapsayacak şekilde ve toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten barış dilini birlikte inşa etme sorumluluğunu taşıyoruz.

Yaşanan hak ihlallerinin cezasız kalmaması gerektiğini düşünüyoruz. Saldırganların Türkiye Cumhuriyeti hukuk sistemi tarafından yasalar çerçevesinde cezalandırılacaklarına inanıyoruz.

Mülteciler, canları, hakları ve özgürlükleri konusunda ne yazık ki kendi devletlerinin korumasını kaybetmiş, uluslararası ve ulusal hukuk çerçevesi içinde Türkiye devletinin koruması altına girmişlerdir. Bu çerçevede uluslararası ve ulusal hukuk ve tarihi tecrübelerin ışığı altında mültecilerin haklarını korumak Türkiye devletinin sorumluluğu altındadır ve bu haklara saygı her birey ve kurumun görevidir.

 

  • Afgan Mülteciler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği (ARSA)
  • Afganistan Hazaraları Kültür ve Dayanışma Derneği (AHCSA)
  • Bünyan Derneği
  • Dünya Evimiz Uluslararası Dayanışma Derneği
  • El-Bir Yardımlaşma Derneği
  • Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği (FİSA)
  • Hayata Destek İnsani Yardım Derneği
  • Hazara Öğrenciler Kültür ve Dayanışma Derneği
  • İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi Derneği (İGAM)
  • İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı (İKGV)
  • İzmirde Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneği (SMDD)
  • Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV)
  • Mardin Ortak Kadın İşbirliği Derneği (MOKİD)
  • Orange / Turuncu Derneği
  • Ravdanur Derneği
  • SENED Derneği
  • Suriyeli Edebiyatçılar ve Yazarlar Derneği
  • Uluslararası Göçmen Kadınlar Dayanışma Derneği
  • Uluslararası Mavi Hilal İnsani Yardım ve Kalkınma Vakfı (IBC)
  • Watan Derneği

Not: Kurumlar alfabetik olarak sıralanmıştır.

WhatsApp chat